Duygu ve Organ İlişkisi: Duygularımızın Fiziksel Etkileri

Duygu ve organ arasındaki ilişki tahmin edilenin çok daha ötesinde. Bugüne kadar duygularımızın ruhsal olarak bizleri etkilediğini öğrendik. Ancak duygusal olarak hissetiklerimiz organlarımız başta olmak üzere tüm fiziksel bedenimizi etkiliyor. Bu yazıda hangi duyguların hangi organlara ne gibi etkileri olduğundan bahsedeceğim.

Duygu ve Organ İlişkisi

Hiçbirimiz bazen kızgın, üzgün, endişeli veya korkuyor olmaktan kaçınamayız. Doğamız ve yaşamımız gereği duygularımız yaşamımızın büyük bir parçasını oluşturur. Çünkü duygular, günlük hayatımızı etkileyen zihinsel uyaranlardır. Duygusal yaşam çok geçici olabileceğinden, zihinsel ve ruhsal yaşamı tam olarak duygusal yaşamla özdeşleştirmemek gerektiğini anlamak önemlidir.

Normal şartlar altında, bir hastalığın nedeni değildirler, ancak olumsuz duygular hastalığın ana nedenlerinden biri olabilirler. Her duygu bir iç organla ilişkilidir ve bir duygu çok yoğun olduğunda, o organın düzgün çalışma yeteneğini etkiler. Bunun nedeni, her duygunun vücuttaki enerji dolaşımını ve yönünü (Qi) farklı ama öngörülebilir şekillerde etkilemesidir. Çünkü duygularımız zihinsel olduğu kadar fiziksel olarak da yaşanıyor. Başka bir deyişle, psikolojimiz fizyolojimizi, yani vücudumuzun sağlıklı koşullarda nasıl çalışması gerektiğini etkiliyor.

Elbette duygular doğal ve sağlıklıdır “iyi” veya “kötü” olarak ayrılamazlar. Bununla birlikte, dengeli, bastırılmış veya aşırı olabilirler. Bir duygu bastırıldığında ve hatta tekrar tekrar veya uygunsuz bir şekilde deneyimlendiğinde, vücutta eşleştirilmiş iç organıyla ilişkili fiziksel semptomlar olarak kendini gösterebilir. Aynısı tersi için de geçerlidir. Bir organın Qi’sinin (enerjisinin) fiziksel işleyişi bozulursa, o organın eşleştirilmiş duygusu olarak kendini gösterebilir. Duygu ve organ ilişkisi de bundan kaynaklanmaktadır.

Korku

Duygu ve organ ilişkisinde büyük rol oynayan duygulardan birisi korkudur. Korku, doğrudan böbrekler ve mide ile ilişkilidir. Korku sizi tüketiyorsa ve yaşam odak noktanız korkuya odaklanıyorsa, büyük olasılıkla uğraştığınız sorunlar böbrek ve mide rahatsızlıklarıdır. Bu korkuyu mantıklı bir üzüntü ifadesine dönüştürebilirseniz, bu vücudunuzun değiştiği anlamına gelir ve iyileşme süreci başlar.

Böbreklerin rahatsızlanmalarına sebep olan duygu durumu suçluluk, pişmanlık, dargınlık, kınama, eski üzüntülerle yaşamak, geçmişin yok edici inanç ve anılarına saplanıp kalmak, yorgunluk, depresyon, uyuşukluk, yaşamın olumsuz yanlarına yoğunlaşarak korkuda kalmak, güvenememek, zorlayıcı olaylarla başa çıkamamak, baskı altında ezilmek ve caymaktır. Eğer sağ böbreğimizde taş oluşmuşsa gelecekle ilgili korkuları, sertlikleri, inatçılık olduğunu ifade eder. Sol böbreğimizde sorun varsa geçmişte yaşamış olmaktan kaynaklı ve geçmişte yaşanmışlıklarla ilgili utanç, başarısızlık, hayal kırıklığı, pişmanlık duyguları barındırıyoruz demektir.

Mide ile ilgili rahatsızlıklar ise yaşamı sindirmek ve yeni bilgiler edinmekte güçlük çekmeyi ifade eder. Korku, sınırlanma, kaygı, suçluluk ve umutsuzluk dokusuna sıkışıp kalmaktır. Kendini beğenmiş, denetleyici tavırlar sergileyerek başkalarından daha iyi veya daha kötü olduğumuzu düşünmektir. Arada sırada kendimize saplantılı ve aşırı beklentili olmaktır. Her şeyin bizim istediğimiz gibi olmasında diretmektir. Kendimizi dile getirmekte ve reddedilmeyi kabullenmekte güçlük yaşamaktır. Midemize yumruk yemiş gibi hissederiz bu durumlarda.

Mide ekşimesi korkudan kaynaklanır. Korkup paniğe kapıldığımızda doğal akıştan uzaklaştığımız için mide aşırı asit salgılar ve mide ekşimesi meydana gelir. Mide ülserinde hayatımızda yeni olanı kabul etmekte zorlandığımızda ve yeterince iyi olmadığımıza inandığımızda ve de diğerlerini mutlu etme çabası içinde olduğumuzda gerçekleşir.

Öfke

Duygu ve organ ilişkisinde öfke duygusunun doğrudan ilişkili olduğu organlar dalak ve kalın bağırsaklardır.

Dalakta rahatsızlığa sebebiyet veren duyguların açılımı çaresizlik, korku, donup kalma, öfke ve hüsran duyguları ve dişil enerjiden kopuştur. Aşırı alıngan ve kolayca etkilenir olmaktır. Durmaksızın başkalarında yanlış bir şeyler aramak, onları denetlemeye veya değiştirmeye çalışmaktır. Sürekli olarak başkaları ile ilgili kaygıya kapılmak ve gerilmektir.

Öfkenin yanı sıra kalın bağırsaklarımızdaki rahatsızlıklara sebep olan duygular ağlama nöbetleri, kafa karışıklığı, hüsran, cansızlık ve öfke, hiçbir şeyi doğru yapamadığımızı düşünmektir. Dünyadan kaçıp, bir köşede saklanmayı istemek, çok farklı olduğumuza ve kimsenin bizi anlamadığına inanmaktır. Başkalarının bakış açılarını görmekte güçlük çekmektir. Tartışmalarda konumumuzu yobazca savunmaktır. Aşırı alınganlık ve kırılganlık göstermek de kalın bağırsaklarla ilgili sorunlara sebebiyet vermektedir.

Kızgınlık

Duygu ve organ ilişkisinde kızgınlık duygusunun doğrudan ilişkili olduğu organlar ise mesane ve ince bağırsakladır.

Kızgınlığın yanı sıra mesanedeki (idrar torbası) rahatsızlıklara sebep olan duygular da çekingen, zayıf, etkisiz, sinirli, huysuz, üzgün, suçlu hissetmektir. Güçsüzlük ve bezginlik duyguları, eşimize veya bize yakın olan kişiye karşı duyulan kızgınlık. Bulunduğumuzdan başka bir yerde olmayı istemek, sınır koyamamak, ileriye bakmamızı engelleyen, geçmiş kaygılara takılıp kalmaktır. Eğer mesanede bir sorun yaşayan birisi ile çalışıyorsam, sıklıkla karşılaştığım durumda bu kişiler eşlerine veya en yakınlarında olan çocuklarına veya ebeveynlerine çok öfkeli olduklarıdır. Onlara kendilerini anlatamamaktan kaynaklı bu organlarında sorun yaşamaktadırlar.

İnce bağırsaklarda kızgınlıktan sonra rahatsızlıklara sebebiyet veren duygulardan kısaca bahsedelim. Terkedilmiş, güvensiz, dikkati dağılmış, kırılgan, kafası karışmış ve bunalmış hissetmek. Acımasızca kendini baltalamak, istekleri ertelemek, dağılma, sıkışma ve kaybolma duyguları. Karşılıksız sevgi acısı çekmek olarak sıralanbilir.

Bir duygu bir organı etkilemeye başladığında o organdaki gerginlik kişiyi o duyguya karşı daha zayıf yapar. İşte şifa terapisi ve uygulamamaları burada devreye girer, duyguların çözülmelerine imkân tanır, organlar rahatladıkça ve gevşedikçe iyileşirler ve psikoterapinin devreye girmesi ile aynı duygular artık aynı etkiyi yaratamazlar. Asıl iyileşme sadece organın düzelmesi ile ilgili değil, duygusal farkındalığın oluşturulup, geliştirilmesiyle ve olumsuz duygulardan özgürleşme ile gerçekleşir.

Konu ile ilgili hazırlamış olduğum videoya buradan ulaşabilirsiniz.

Danışmanlık ve Eğitimlerim hakkında bilgi almak için benimle irtibata geçebilirsiniz.

İletişim Formu – Whatsapp – Telefon ile Arama

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir